BİLİŞSEL POETİKA & POETİK BİLİŞ

Bilişsel Bilimlerin 50’li ve 60’lı yıllardan itibaren hızla geliştirdiği bilişim teknolojileri ve uzantılarının hayatın her alanını kaplaması sonucu, değişen düşünce sistemlerinin birçok disipline etkisi kaçınılmaz olmuştur. Özellikle dilbilim, psikoloji, nörobiyoloji ve onlarla iç içe bir etkileşimle edebiyat alanında yapılan çalışmalar, bu tarihten günümüze değin sürdürülen ve gittikçe daha da geliştirilen Bilişsel Poetika (Cognitive Poetics) kavramını literatüre kazandırır. Bilişsel Poetika ortaya çıktığı ilk andan itibaren çok hızlı gelişen, sinirbilim ve psikolojinin edebî bilimlere kazandırdığı perspektifle son elli yılda en çok tartışılan ve gün geçtikçe çerçevesi genişleyen bir kavramdır. Her yıl kavramın önde gelen teorisyenleri tarafından dünyanın başka bir kentinde düzenlenen sempozyumlarla, kavramın en yeni teknolojik keşifler çerçevesinde eriştiği açılım ve düşünme şekilleri tartışmaya açılarak takibi yapılmakta, yeni öneriler sunulmakta, böylelikle gittikçe genişleyen bir bilgi ağı ve anlayış farkına ulaşılmaktadır. Modern Dil Derneği’nin “edebiyata bilişsel yaklaşımlar”la ilgili resmi tartışma grubunun üye sayısı, düzenlendiği yıl olan 1999’da 250 iken, 2009’da 700’e, 2013’te 2.000’e, son yıllarda binlerle ifade edilen rakamlara varmıştır ki; bu katılımcılar hali hazırda kavramın önde gelen kurucu isimleri, uygulayıcıları ve takipçileri olan dilbilimci, psikolog ve sinirbilimcilerdir. Yaklaşık elli yıldır süratle devam eden ve adeta kanonik bir yapıya ulaşan bu bilgi birikimi, ülkemizde maalesef sınırlı sayıda akademisyen nezdinde karşılık bulmasının, yüzeysel bir değiniyle işleniyor olmasının yanı sıra reel edebiyat ortamında hiç karşılık bulamamış, belki ıskalanmış, belki de hiç fark edilmemiştir.

İlk kavramsallaştırmasını What is Cognitive Poetics (Bilişsel Poetika Nedir, 1983) eseriyle Reuven Tsur’un yaptığı ve Toward a Theory of Cognitive Poetics (Bilişsel Poetika Teorisine Doğru, 1992) isimli çalışmasıyla kuramsallaştırdığı kavramın ikinci kuşak yapılandırması, Peter Stockwell tarafından Cognitive Poetics (Bilişsel Poetika, 2002) ve Texture (Doku, 2009) eserleriyle yapılır. Ronald Langacker, Mark Turner ve Gilles Fauconnier de alanın ikinci kuşak öncü isimlerindendir. Joanna Gavins ve Gerard Steen’in Cognitive Poetics in Practice (Uygulamada Bilişsel Poetika, 2003) isimli kolektif eseri ve Margaret H. Freeman’ın bir kitap seviyesini bulan çeşitli makaleleri aracılığıyla uygulaması yapılarak düşünme alanı genişletilen kavramın üçüncü kuşak çalışmaları Lisa Zunshine, Ellen Spokly, Keith Oatley, Nancy Easterlin, Karin Kukkonen, Patrick Colm Hogan, Suzanne Keen başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesinden yeni nesil teorisyenlerce devam ettirilmektedir. Yapısalcılık, Post-yapısalcılık, Göstergebilim, Yeni Eleştiri gibi eski kavramların artık iyice rafa kaldırılıp (bir kaynak olma vazifesi elbette korunarak) çağın bu yeni eleştirel bakış açısına yöneldiği günümüzde, Bilişsel Bilimlerdeki son dönem gelişmelerin etkisiyle kavramın uygulama vizyonu artık multidisipliner bir etkileşime doğru açısını genişletmektedir.

Bu kitabın “Bilişsel Poetika” ismindeki ilk bölümü, kavramın teorisyenlerince kuramsallaştırılarak tüm dünyada son elli yılda defalarca sanatlar-arası uygulaması yapılarak çerçevelendirilen teorik altyapısına, güncel gelişmelerine ve bu bağlamdan ilerleterek geliştirdiğim fikir üretmelerime dayanırken; “Poetik Biliş” ismindeki ikinci bölümü kavramın Türk Şiiri örnekleri doğrultusunda uygulamalarını içermektedir. Üçüncü bölüm yine bu bütünlük içinde olmasını önemsediğim, “poetik biliş” perspektifinden şiir özelinde yazılmış güncel kavramsal metinlerden oluşmaktadır. Türkçede henüz hiçbir çeviri metninin bulunmadığı, Bilişsel Poetika literatürüne dair hem teori hem de uygulama bazında bir ilk olan çalışmamın Türk Şiiri’ne bir kaynak ve öncü olması dileğiyle, tüm içtenliğimle son on yıldır bu alana vakfettiğim emeklerim dostokura hediyemdir.

Leyla Arsal

Yaşamkent-Ankara 2026