SANAT VE BEŞERÎ BİLİMLERDE BİLİŞSEL GELECEKLER 2026
Afiş Fonu: Dr. Ecz. Azize Gizem Ergül
Leyla Arsal avatarı

2013 yılından bu yana uluslararası düzeyde her yıl düzenlenen bir konferans ve araştırma ağı olan “Sanat ve Beşerî Bilimlerde Bilişsel Gelecekler” sempozyumunun bu yılki oturumu, dünya çapında bir katılımla Portekiz Katolik Üniversitesi bünyesinde 15-17 Temmuz tarihleri arasında Lizbon’da gerçekleştirildi. İlk düzenlenme tarihinden itibaren çalışma alanları ve perspektifi gittikçe genişleyen bu ağ; edebiyat çalışmaları, bilişsel bilim, zihin felsefesi, ekoloji, performans, müzik, sinema, tiyatro, dilbilim, sinirbilim, psikoloji ve medya çalışmalarına değin uzanan bir çeşitlilikle farklı alanlardaki akademisyenleri “Bilişsel Gelecekler” ışığında bir araya getirmektedir. Bu yılki oturumunu “Zihindeki Hikâyeler: Biliş ve Kültürde Anlatı” başlığı altında gerçekleştiren sempozyumun açılış konuşmacıları ise Fritz Breithaupt (University of Pennsylvania, USA), Gregory Currie (University of York, UK), Elspeth Jajdelska (University of Strathclyde, UK) ve Maiya Murphy (National University of Singapore) idi. Kültür ve bilişsel akıştaki “anlatı” özelinde sunulan tüm çalışmalar, Bilişsel Bilimler perspektifinden düşünce üreten araştırmacılara en güncel bakış açısıyla kapsamlı bir katkı sağlamakta ve bilişsel gündemi sürekli canlı ve dinamik tutmaktadır.

SANAT VE BEŞERÎ BİLİMLERDE BİLİŞSEL GELECEKLER 2026

Bu yılki katılımcıları arasında Mark Turner (Case Western Reserve Üniversitesi, ABD), Karin Kukkonen (Oslo Üniversitesi, Norveç) ve Amy Cook (Stony Brook Üniversitesi, New York, ABD) gibi isimlerin yanı sıra Richard Kemp (Indiana Üniversitesi, Pennsylvania, ABD), Fatoş Su Özkarataş (Kocaeli Üniversitesi, Türkiye), Merja Polvinen (Helsinki Üniversitesi, Finlandiya), Esko Suoranta (Helsinki Üniversitesi, Finlandiya) Alberto Colombo (Messina Üniversitesi, İtalya), Valentina Cardella (Messina Üniversitesi, İtalya), Abire Abbou (İbn Tofail Üniversitesi, Kenitra, Fas), Daria Baryshnikova (Bağımsız Araştırmacı, Almanya), Hannah Armour (Stuttgart Üniversitesi, Almanya), Maria Pacheco de Amorim (Portekiz Katolik Üniversitesi), Marie Adamová (AMU, Çek Cumhuriyeti) vb. akademisyen ve bağımsız araştırmacıların yer aldığı sempozyumun makale konuları ise sahne sanatlarından edebiyata, zihin felsefesinden psikolojiye uzanan bir çeşitlilik içermektedir. 84 makalenin sunulduğu sempozyumun bildiri özeti kitapçığından edindiğim kadarıyla içerik konularının bir kısmı şu şekildedir:

Fritz Breithaupt’in “Anlatı Beyni” ismindeki makalesi, “hikâyelere dayanak oluşturan ve izleyicileri ödüllendiren bir dizi belirli anlatı duygusuna odaklanan bir anlatı biliş modeli” önermektedir.

Elspeth Jajdelska, “İyi bir teori kadar pratik bir şey yoktur” (Kurt Lewin, 1943): Bilişsel Beşerî Bilimler ve Tekrarlanabilirlik Krizi” makalesi ile “Bilişsel beşerî bilimcilerin daha iyi tekrarlanabilirliği ve daha iyi teorileştirmeyi destekleyip destekleyemeyeceğini ve bunu nasıl yapabileceklerini” sorgulamaya açmaktadır.

Maiya Murphy, “Her Zaman Zaten Kültürel Olan Biliş: Kültürlerarası Hikayeleri Canlandırmaya Yönelik Eğitim” isimli makalesinde “sanat ve beşerî bilimlerdeki detaylı ve derinlemesine (içeriden) uzmanlığın, kültürün ‘her daim zaten var olan’ yapısının; biyolojinin, nörofizyolojinin ve diğer unsurların ‘her daim zaten var olan’ yapısıyla birlikte bilişi karşılıklı olarak nasıl sınırlayıp şekillendirdiğini, nasıl somutlaştırdığını oyunculuk eğitimi örneği üzerinden” ele almaktadır.

Karin Kukkonen, “Hikâye Anlatımı, Edebî Oyunlar ve Spontaneitenin (Doğaçlama) Sırrı” isimli makalesinde “kafiye şemaları, olay örgüleri ve üslup kayıtlarıyla bağlantılı beklenti kalıplarının, oyun kuralları ve kendiliğinden, eğlenceli edebi kompozisyon oyununa katılan çok sayıda katılımcının oluşturduğu sosyal ortamın sağladığı modalite değişikliği yoluyla nasıl yeniden tasarlandığını” incelemektedir.

Esko Suoranta, “Yakından Okumanın İskeletleri: Uzman Deneyimi ve China Miéville’in Iron Council’ı” isimli makalesiyle, “akademik yakından okuma yöntemini analiz ederek, edebiyat bilimcilerin yalnızca yorum üretmedeki uzmanlık becerilerini değil, çok sayıda maddi ve kültürel destek yapısını da devreye sokarak edebiyatın bilişsel ortamıyla etkileşime girdiklerini göstermeyi” hedeflemektedir.

Richard J. Kemp “Oyun İçinde Mikro-Anlatılar: Oyunculuk Uygulamasında Kelimelerden Önceki Hikâyeler” isimli yeni bir metodoloji sunan makalesinde, “anlatının bedenle ifade edilen simülasyon, öznelerarası uyum ve ön-yansıtıcı sosyal bilişten nasıl ortaya çıktığını incelemek üzere tiyatro doğaçlamasını bir araştırma alanı olarak önerir ve anlatı teorisini metnin ötesine, bilişsel bir araştırma biçimi olarak performansa doğru genişletir.”

Fatoş Su Özkarataş “Somatize Edilmiş Oyuncunun Dönüşümü” isimli özgün bir sentezi hedefleyen makalesinde, Nörosomatik oyunculuk kapsamında “bedeni fenomenolojik bir evrimsel araştırma laboratuvarı olarak kullanarak sahne sanatlarının bilişsel beşerî bilimlere yaptığı katkıyı ortaya koymaktadır. Dahası, giderek dijitalleşen bir dünyada bedenin merkezi önemini vurgulayarak, sanatın insan zihninin ve ruhunun derinliklerini keşfeden evrimsel (tekâmül) bir deneyim yolculuğu olduğunu” ileri sürmektedir.

Brad Krumholz “Sanatın Bileşenleri: Oyuncuyu Hikâyeyi Bedenlemeye Hazırlamak” isimli makalesinde, “karmaşık bedenle iç içe geçmiş metodoloji setini açıklarken, aynı zamanda oyuncuların anlatıyı bedenlerinde somutlaştırma, bedenleri hakkında, bedenleriyle ve bedenleri aracılığıyla hikâye anlatma becerilerinin, bu tür eğitim egzersizlerine katılımlarıyla nasıl bağlantılı olduğunu” incelemektedir.

Amy Cook, “Bilişsel Poetika ve anlatı zihninin zorluklarını, farklılıklarını, önemini ve zevkini ele alan” bir tartışma ortamı açarak, 4-6 panelistin sunumuyla bilişsel edebiyat çalışmalarına kışkırtıcı bir zihin fırtınası önerisi getirir.

Merja Polvinen “Edebiyat Çalışmalarında Okuma Biçimi Olarak Yazma” isimli makalesinde, “yazma pratiğinde edebiyat bilimcilerin çeşitli boyutlardaki değişmez yapıları yeni konfigürasyonlara dönüştürebildiklerini ve böylece bireysel okumalar sırasında kendilerinin bile deneyimlemedikleri anlamlar yaratabildiklerini öne süren” bir “zanaat bilgisi” ile hareket ettiklerini gündeme getirir.

Alberto Colombo, günümüzde paranormal deneyimlerin artışını odağa alan “Nasıl inanıyorsunuz? Komplo-maneviyatın anlatısal sahnelenmesi” isimli makalesinde, “anlatı psikolojisi, bilişsel anlatıbilim, 4E bilişsel bilim ve performans çalışmaları kapsamında geliştirilen çerçevelerden yararlanarak, bu inançlarla (komplo teorileri, paranormal olaylar, komplo-maneviyat) ilişkili epistemik üslubu ve bunun etkilerini aydınlatma” amacını gütmektedir.

Abire Abbou, “Bedenle İç içe Anlatılar” isimli makalesinde “deneyimin beden aracılığıyla nasıl kasıtlı olarak ifade edilebileceğini incelemek için oyuncuların bedenlenmiş çalışmalarına odaklanmaktadır.”

Mark Turner “FutureMind’daki Hikâyeler” başlıklı makalesinde, “amaçlanan gelecek hikâyesi ile anlaşılan gelecek hikâyesi arasındaki anlamsal benzerliğin bir ölçüsü olarak izleyicinin göz sabitlenmelerini kullanır” ve “çok modlu çerçeve-anlamsal etiketleme, kosinüs benzerlik ölçütleri ve göz izlemeyi birleştirerek başarı derecesini ölçen bir yöntem olan FutureVision’ı” tanıtıma açar.

Daha birçok özgün bakış açısı ve teklifin sunulduğu sempozyumun bildiri özet kitapçığının linki aşağıdadır. 2027 yılı için önerilecek sempozyum başlığı, yepyeni makale teklif ve içerikleri ise şimdiden merak konusu.

Abstract link: https://cognitive-futures.com/program-lisbon-2026

https://cognitive-futures.com/images/lisboa-2026-downloads/CogFutures_Program%20%20Book%20of%20Abstracts%20July%207.pdf


*Sempozyum detayları ve Abstract kitapçığının İngilizceden çevirisi için AI desteği alınmıştır.